Kadavradan organ bağışı yapıldığında organları alınan kişinin yakınları hiç bir bedel almamaktadırlar. Organların takıldığı kişiler yaşam gibi paha biçilmez bir değer kazanmakta, diğer yanda uygulamanın yapıldığı hastaneler, burada çalışan hemşire personel ve doktorlar, günlük rutinleri ve yaptıkları işler karşısında en azından maaşlarını almakta ama bağışı yapana bunun hiç bir maddi karşılığı bulunmamaktadır. Bu ilk bakışta yanlış gibi görünse de organ naklinin en önemli ilkesidir.
Eğer organ bağışı para karşılığı yapılsaydı, organ bağışının bütün etiği kaybolurdu. İnsanlar bir süre sonra canları kadar sevdikleri bir yakınlarını kaybetmenin karşısında kazandıkları maddi getirinin yükü altında ezilirlerdi. Bugün pek çok ailenin organ bağışından bulunamamasının nedeni de bu zaten. Çevrelerindeki insanlara para almamış oduklarını açıklayamayacakları düşüncesiyle organ bağışına yanaşmayan pek çok aile var.
Bunun ötesinde maddi durumu kötü olan ailelerin; ailede ölümü beklenen birisi olduğunda bilinç altında yaratacağı karışıklık ve bu düşünceler nedeniyle hissedilecek suçluluk duygularının doğuracağı etkiler, korkunç sonuçlara yol açabilirdi.
İşte bu nedenlerle zaten paha biçilmez olan bu tür bir bağışı, maddi bir meta haline sokmamak yapılacak en doğru hareket olacaktır. Dolayısıyla kadavra transplantların en başından beri hiçbir zaman organ bağışlayan insanlara en ufak bir maddi karşılık sunulmadığı gibi bundan böyle de sunulmaması konusunda tüm dünyada tam bir mütabakat vardır.
Burada yine bir olguyu ayırdetmek çok önemli. Bahsettiğimiz kadavradan organ bağışıdır, canlıdan değil. Bu tip bağış, organ mafyasının ilgi ve faaliyet alanına girmediğinden, bu etik yapısı da korunabilmiştir.