Karaciğer Tümörü
Karaciğer Kanseri (Hepatoma, HCC)
Karaciğer Kanseri veya Hepatocellular carcinoma (HCC) olarak bilinen hastalık, özellikle İstanbul gibi yüksek Hepatit B enfeksiyonu vakalarının bulunduğu yerlerde görülen en yaygın kanser türlerinden biridir. Hepatit B'nin yanı sıra, Hepatit C enfeksiyonu ve alkol alımı gibi karaciğer sirozuna (aşağıya bakınız) yol açan durumlar da bu hastalığa yol açabilir. Maalesef, pek çok kanser türünde olduğu gibi, karaciğer kanseri de çok geç bir aşamaya kadar tespit edilmeden devam edebilmektedir. Genellikle üst karın bölgesi ağrıları şikayetiyle veya diğer ilgisiz semptomlar sebebiyle yapılan ultrason veya CT taraması sonucunda fark edilmektedir. Bu hastalık, daha önceden karaciğer sirozuna yakalanmış olan kişilerde de ortaya çıkmaktadır. Bu hastalıktan şüphelenildiğinde basit bir kan testi olan Alfa feto protein (AFP) yapılarak hastalığın mevcut olup olmadığı teyit edilir. Bazen, genellikle kalın bağırsaklar olmak üzere başka bir bölgedeki kanserin yayılmasından dolayı karaciğerde kötü huylu bir tümör oluşabilir.
Neler yapılabilir?
Bir karaciğer kanseri vakasına yönelik olası en iyi tedavi, karaciğerin etkilenen kısmının alındığı (hepatektomi) cerrahi ameliyat veya karaciğer naklidir. Şişli Florence Nightingale Hastanesinde görev yapan Dr. Tokat ve Dr. Yüzer'in ekibi, Türkiye'de hepatektomi konusunda en büyük tecrübeye sahip ekipler arasında olup %95 başarı oranıyla yılda yaklaşık 50 karaciğer tümörü ameliyat gerçekleştirmektedir. Kanserin, karaciğerin çıkarılabilir bir kısmıyla sınırlı olduğu ve başka bölgelere yayılmadığı durumlarda yapılan ameliyatlarda iyileşme şansı yüksektir. 10 yıl öncesine kadar geleneksel olarak riskli bir ameliyat türü olarak kabul gören hepatektomi, cerrahlar tarafından tasarlanan kansız karaciğer ayırma teknikleri sayesinde bugün İstanbul'da yüksek başarı yüzdesiyle gerçekleştirilebilmektedir. Deneyimli bir cerrahın CUSA olarak adlandırılan özel bir makine ile özel doku yakıcı ekipman kullanarak adapte ettiği bir düşük venöz basınç anestezisi kombinasyonu, hemen hemen hiç kanama olmaksızın karaciğerin bölünmesini kolaylaştırabilmektedir. Karaciğerin iki eşsiz özelliği, hastaların iyi bir iyileşme göstermesine yardımcı olmaktadır. Bu özelliklerden birincisi karaciğerin muazzam rezervi olup karaciğerin %70'e kadar olan kısmı alınsa bile kalan karaciğerin hastalıklı olmaması şartıyla karaciğer fonksiyonları bu sayede normal kalmaktadır. İkincisi ise, karaciğerin kendini yenileme gücü olup karaciğerin %60-70 oranındaki kısmı çıkarıldıktan sonra birkaç hafta içerisinde karaciğer bu sayede eski ağırlığına kavuşmaktadır.
Karaciğerde kanserle birlikte sirozda görülen bazı uygun vakalarda karaciğer nakli de mümkündür. Bu işlemle hem karaciğer sirozu hem de kanser aynı anda tedavi edilebilmektedir.
Ameliyatsız tedavi
Artık, ameliyatın mümkün veya güvenli olmadığı durumlarda uygulanabilecek çeşitli başka tedavi seçenekleri mevcuttur. Alkol enjeksiyonu ve radyofrekans termoablasyon (RFA, tümörün özel bir prob kullanılarak ameliyatsız olarak yakılması) iki çok iyi seçenektir. Her iki işlem de karaciğerin geri kalan kısmında veya vücutta kayda değer bir zarara yol açmaksızın tümörü yok etmektedir ve hastanın hastaneye yatırılmasına gerek olmaksızın ayakta tedavi yöntemiyle gerçekleştirilebilmektedir; ancak bu iki seçeneğin uygulanmasına yönelik en büyük kısıtlama, bu uygulamaların yalnızca yaklaşık 2 inçten (yaklaşık 5cm) daha küçük boyutlu ve sayısı nispeten az olan kanser vakalarında uygulanabiliyor olmasıdır.
Kanserin karaciğere tamamen yayıldığı durumlarda kemoterapi ilaçlarının karaciğer arterlerinden (atardamarlarından) enjeksiyonu (transarteriyal kemoembolizasyon TACE) yapılabilir. Bu yolla ilaçlar doğrudan tümöre gönderilir ve bu sayede etkilerinde büyük bir artış kaydedilirken aynı zamanda vücudun geri kalanı üzerindeki yan etkilerinde de önemli bir azalma görülür.
Cerrahların, karaciğerin bir kısmına hapsolmuş büyük veya birden çok sayıda tümörle uğraşmak için kullanabileceği diğer bir yöntem de kemoterapi uygulanmış malzemelerle karaciğerin kanserli bölgesine kan akışının bloke edilerek (transarteryel kemoembolizasyon TACE) tümörlü hücrelerin öldürülmesidir. Yukarıdaki tüm tedavi yöntemleri, yalnızca uzman karaciğer merkezlerinde deneyimli karaciğer cerrahları, doktorları ve radyologları tarafından gerçekleştirilebilir ve gerçekleştirilmelidir.
Önleme
Karaciğer kanserinin önlenmesi, iki aşamada mümkündür. Birinci önleme aşaması, alkol kullanımından sakınmak ve Hepatit B veya Hepatit C vakalarının meydana gelmesini engellemektir. Hepatit B ile Hepatit C, bu hastalıkları taşıyan kişilerden kan yoluyla veya nadiren de olsa uyuşturucu bağımlılarının kendi aralarında hastalığın bulaştığı iğneleri kullanmaları veya cinsel ilişki gibi diğer sekresyonlar (salgılar) yoluyla alınmaktadır. Hastanelerde tek kullanımlık iğnelerin kullanılması, kan bankalarında tüm kan bağışçılarının kati surette ve genel olarak taranması ve hastalık görülen kişilerden kan bağışının kabul edilmemesi yoluyla bu hastalıkların bulaşması engellenebilir. Hepatit B hastalığının yayılması, tüm yeni doğanların ve nüfusun hastalık taşımayan geri kalanının genel olarak aşılanması ile kontrol altına alınabilir.
İkinci önleme aşaması ise siroz hastalığı taşıyan hastalar üzerinde gerçekleştirilir. Bu kişilerin önemli bir kısmında kanser ortaya çıkmaktadır. Sirozlu hastalarında zamanında karaciğer nakli yapılması ve hastalıklı karaciğerin alınması yoluyla karaciğer kanserinin önüne geçilebilir. Tüm sirozlular, karaciğer nakli gerekip gerekmediğini öğrenmek için bir karaciğer uzmanına başvurmalıdır.